makale çevirisi

استعرض الموضوع السابق استعرض الموضوع التالي اذهب الى الأسفل

makale çevirisi

مُساهمة من طرف nur belek في الإثنين مارس 02, 2009 4:21 pm

Eymen Halit/ El-Kuds El-Arabi Gazetesi

11Eylül> öncesi ve sonrası... 11 Eylül siyasi takvim haline geldi ve her güne o tarihle başlanır oldu. En bariz tarafı ise ABD'nin büyük ölçekte Güvenlik Meclisi üzerinde kurduğu baskıyla terörle mücadele adı altında, çıkarlarını karşılayan bir çok karar çıkarttı. Sonucunda ise Amerika dünyayı yöneten tek güç oldu.

Güvenlik Meclisinin iç yüzünde kurbanlar seçilmiş durumdaydı. Büyük harita Afganistan'dan Irak'a, Irak'tan Filistin'e kadar uzanıyor. Geçen zaman dilimi buna şahit oldu. Gördüğü destek, yeni topraklar, işgal etme aç gözlülüğünden başka bişey değildi. Tasviye dosyası, doğmamış bebeklerin katledilmesi ve Yaser Arafat kuşatmasıyla birlikte rafa kaldırıldı ta ki ünlü Beyrut zirvesi doğana kadar. Bu zirvede Arap barış görüşmelerini temsil eden Belfor antlaşması çıktı. Bunlar yeni bir asrın doğuşunu gösteriyordu. Aynı şekilde antlaşma Arap Aleminin İsrail'i tanıma fikrinide kapsıyordu. Bütün bunlarla beraber İsrail bu girişimi reddetti. Çünkü sonunda Filistinlilere herhangi bir hakkın verileceği anltlaşmaya girmeye hazır değildi. Sonra, Buşh'un vaadleri, Anapolis ve diğerleri derken yol haritası yolsuz kaldı.

11 Eylül sonrası tamamiyle Amerika günleriydi. Ve şimdi, Gazze sonrası bakış açımızı yükseltmemiz mümkündür. Savaşın bilançosunu ortaya koymadan diyebiliriz ki yeni bir takvimin ve yeni günlerin hesabı tamalanıyor. Gazze'nin kudretleri karşısında bu asla abartılı sayılamaz. Bu arada Filistin dosyası önemli siyasiler tarafından da ele alındı. Güvenlik Meclisi sesini yükseltti ve sunulan tasarı belgelerini düzenlemeye aldı. Yalnız bütün yenilemelerde Filistinlilerin durumuna göz yumarak Gazze ve batı yakasının buna şahit olmasını sağladı. Özellikle, insani yönden farklı boyutlara ulaşan büyük tehlike arzetmekte.

Bölgesel Tedirginlik;

Bazı devletler, çıkarları, emelleri ve başka şeyler nedeniyle Irak'ın işgali fikrine cevap verdiler veya ortak oldular. Bölgede devinen en bariz endişe ise; ne işgal fikri ne arap rejminin bir başkasıyla değiştirilmesi ve ne de işgal güçlerinin belirli bir daire içerisinde var olmasıydı. Yalnız işgal, Amerika'nın bloklaşma ve etniksel çatışmayı temel alan bölücülük politikası gütmesinin yanı sıra yapay kaoslar üretmesiyle sonuçlarını verdi. Bu sonuçlar, bölgede bazı devletleri alrm durmuna geçirdi. Olaydan ders çıkarmaları gecikmedi. Örneğin; Türkiye tedirginlikten çok Büyük Orta Doğuda üretilen bölücülüğü dile getirerek, tehlikeyi hissettiğini vurguladı. Bu endişenin kaynağı İsrail'dir. Türkiye'de doğal olarak bölgedeki münferit hareket eden işgal gücünün, Arap derinliğini çözümlemesiyle kurmaya çalıştığı denklemden duyduğu rahatsızlığı ifade ediyor.

İran'ın endişeleri ise bu rahatsızlıktan uzak değildir. Ne varki; İran daha farklı hedeflere sahip. Bu hedefler bölgesel gücü ve rolü devralmakla alakalıdır. Bu noktada, dünyanın merkez ülkelerine yavaş yavaş taşınan gizli bir sayaset baş gösteriyor. Bu durum dünya savaşlarından sonra ilk kez vuku buluyor. Fakat savaş cephesel olarak değil siyasetle yayılımını gösteriyor.







Irak savaşı sonrası dünya bazı Latin Amerika Ülkelerini Amerika'nın arka bahcesi olarak tanıdı. O ülkelerde siyasi ayrıntılara hatta Bakan seçimlerine dahi Amerikan şirketleri müdahil oluyordu. Bu süreç sonrasında konumlarını terkederek özgürlük sloganlarıyla farklı bir zemine oturdular. Zaten toplumlarında Amerika'nın çıkmaza girmesi normal karşılanıyordu. Yeni ve iyi siyasi denklemler ortaya koymayı başardılar. Amerika'nın savaş esnasında kullandığı demokrasi sloganlarından faydalandılar ve karşısında yer aldılar. Bunlar Amerika'nın bütünüyle razı olmayacağı demokrasi rüzgarını estirdiler. Uzaktan bakılınca, portre güney kıtasında bu devletlerle birlikte, araplara doğru açılan bir hatla bölgesel rolünü şekillendiriyor. Yalnız Güney Amerika ve Arap ülkeleri ile birlikte toplanan zirve tecrübesinden Araplar faydalanamadı. Bu yeni eksende ise sorunlarımıza liberal-akılcı yöneliş göstererek yakınlaşamadılar.

Gazze sonrası;

Gazze sonrası BM'ye sırtımızı döndük ve bölgesel düzeyde Türkiye'nin liderliğinin öne çıktığını görebiliyoruz. Türkiye'nin bloklaşma ve etniksel çatışmaya dair esndişeleri İsrail'e karşı olan tutumunun değişmesine sebebiyet verdi. Öte yandan İsrail için Türkiye'nin ön gördüğü talaplerini gerçekleştirmesi mucize değil. Sonunun kapasitesi Türkiye'yi BM'nin rolünü oynaması için uğraştırıyor. Bu durumda güçlü konumu sebebiyle Amerika başkanına bağlanıyor. Şüphesiz bu fikir bazı Arap devletlerininde bulunduğu Türkiye ekseninde doğdu ve Türkiye açısından çok cesaret verici. Böylece çevredeki tehlikeleri uzaklaştırmak ve uluslar arası siyasete denge kazandırmak istemektedir. Ayrıca bu fikir Türkiye'nin AB'ye kabulünde de söz konusu olacaktır.

İran ise siyasi düzeyde farklı bir yol seçerek, nükleer oyunu idare ediyor. Amerika'nın girdiği çıkmazın yerini bulması bakımından fırsat buldu. Yalnız açıkca görülüyor ki; İran'ın temmuz savaşı sırasında vücut bulan mesajı daha kuvvetlidir. Bu mesaj İsrail'in bütün imkanlarını hezimete uğratacak İran silahının varlığıdır. Şüphesiz İran yeryüzünde saklanmaya ya da delile ihtiyaç duyurmayan role sahiptir.

Arap aleminde ise Katar, liderliği devralıyor. Tartışmasız siyasi arenada birçok üstünlüğe sahip ve Arap parlementosu adına konuşarak onları temsiz ediyor. Araplar vicdan ve açık sözle bütün Arapların çıkarlarının gözetildiği bir geleceğe taşınıyor. Onlar Lübnan'daki guruplardan daha Lübnancı, Filistinde ki örgütlerin arasında ki anlaşmazlıktan daha Filistinli oldular.

Trajedik gerçekliğiyle birlikte, Katar'ın rolü BM ile çarpışıyor. Bu noktada kendini BM'nin yerine koyabilecek bir eksencilik fikri daha çok kabül görecek bir alternatiftir.

Savaş bilançosunun en bariz tarafı ise, bazı devletlerin haklarının güvenliği açısından İsrail tehlikesinin farkına varılmasıdır. Aynı şekilde siyasi arenada uzlaştırma fikri son buldu ve toplumlar için ikna ediciliğini yitirdi. İsrail işgalciliğinin ise daimi fonksiyonunu ispat etti.

Bölge İsrail'i olduğu gibi kabul edemez ve BM İsrail'e gem vuramaz . Gazze'de kanların dökülmesi sonrası siyasi düzeyde ve antlaşma halinde olacağız.

Yeni bir takvim hesapları tamamlanıyor. Adı ise GAZZE SONRASI
( NUR BELEK TARAFINDAN TERCÜME EDİLMİŞTİR )

nur belek
عضو جديد
عضو جديد

عدد الرسائل : 2
العمر : 28
تاريخ التسجيل : 23/01/2009

معاينة صفحة البيانات الشخصي للعضو

الرجوع الى أعلى الصفحة اذهب الى الأسفل

رد: makale çevirisi

مُساهمة من طرف attila في الثلاثاء مارس 03, 2009 2:30 pm

ellerin sağolsun
çok anlamadim ama kanal maanaıyı anladım

attila
عضو جديد
عضو جديد

عدد الرسائل : 3
العمر : 30
تاريخ التسجيل : 03/03/2009

معاينة صفحة البيانات الشخصي للعضو

الرجوع الى أعلى الصفحة اذهب الى الأسفل

رد: makale çevirisi

مُساهمة من طرف kartal في الإثنين مارس 09, 2009 1:58 pm

çok sağol nur hanım
bizi çok yordun bu uzun konuda (çünkü türkçemizi daha geliştiryoruz ) ama gerçekten çok teşekkürlar .
saygılarımla. Smile

kartal
عضو جديد
عضو جديد

عدد الرسائل : 3
العمر : 32
تاريخ التسجيل : 21/01/2009

معاينة صفحة البيانات الشخصي للعضو

الرجوع الى أعلى الصفحة اذهب الى الأسفل

استعرض الموضوع السابق استعرض الموضوع التالي الرجوع الى أعلى الصفحة


 
صلاحيات هذا المنتدى:
لاتستطيع الرد على المواضيع في هذا المنتدى